Kendini Geliştirmek İsteyenler İçin Artık Sınırsız Kaynak Var!

Sizler için ücretsiz eğitim sitelerini, kişisel gelişim bloglarını, video konferans ve kitap özeti içeren uygulamaları araştırdım. Kişisel gelişiminiz ya da özellikle gelişmek istediğiniz herhangi bir alanla ilgili sınırsız kaynak sunan bu uygulamalar hayatımızı kolaylaştırıyor. Artık bilgiye ulaşmak her zamankinden daha basit.

Ücretsiz Eğitimler:

Coursera : Dünyanın en iyi üniversiteleri ve eğitim kuruluşları ile ortaklığı olan, herkese açık, ücretsiz, online dersler sunmak için çalışan bir eğitim platformudur. (Türkçe – İngilizce)

Udemy : Dünyanın en büyük e-öğrenme sitelerinden biridir. Udemy hem bir şeyler öğrenmek isteyenlere hem de öğretmek isteyenlere yönelik olarak tasarlanmış. Sitede ücretli ve ücretsiz eğitimler mevcut. Eğitimlerden birini alabilir ya da kendiniz eğitim verebilirsiniz. (Türkçe – İngilizce)

Khan Academy : Temel aritmetik ve cebir dahil bir çok farklı konuyu kapsayan 2400’den fazla online eğitimin bulunduğu platform dünyada en çok kullanılanlar arasındadır. (Türkçe – İngilizce)

MIT OpenCourseWare : MIT(Massachusetts Institute of Technology)’de hemen hemen tüm lisans ve lisansüstü konularını içeren ücretsiz  web – tabanlı bir eğitim platformudur. (İngilizce)

Open Yale Courses  : Yale Üniversitesi’ndeki seçkin akademisyenler ve bilim adamları tarafından verilen giriş derslerin bir kısmına ücretsiz erişim sağlar. (İngilizce)

edX : Dünyanın en iyi üniversitelerinde verilen bir çok farklı dersi online ortama taşıyor. (İngilizce)

Stanford Online : Hayat boyu öğrenmeyi amaç edinenler için Stanford Üniversitesi’nde verilen derslerin bir kısmına ücretsiz erişim sağlanıyor. (İngilizce)

Bu sitelere benzer bir çok farklı platform aklımıza gelen hemen her konuda ücretsiz eğitimler veriyor. Eğer ilgilendiğiniz bi konu varsa www.mooc-list.com veya www.class-central.com üzerinden hangi websitesi o konuda eğitim açmış listeyebilirsiniz. Farklı arama kriterleriyle aradığınız içeriğe uygun eğitimlere direk ulaşabilirsiniz.

Yabancı dil öğrenmek isteyenlere de yardımcı olacak bir çok farklı websitesi mevcut.

LiveMocha : Online olarak ücretsiz dil öğrenme imkanı sunan LiveMocha’nın dersleri 35 farklı dilde mevcuttur.

Duolingo: Oyunlaştırma tekniği ile kullanıcıların özellikle konuşma becerilerini artırmayı hedefleyen duolingo bir çok farklı dilde eğitim sunmaktadır. 

Ayrıca kişisel gelişimi destekleyecek bir çok farklı bilginin yer aldığı aşağıdaki sitelere/bloglara da göz atabilirsiniz;

www.mserdark.com ; Her hafta yayımlanan özetler, haberdar olmanızda fayda olan gelişmeleri 5 ana başlık altında sıralar. Serdar Kuzuluoğlu’nun kişisel ve teknoloji ile ilgili yazılarının yer aldığı bir blog adresidir. (Türkçe)

HowStuffWorks.com : Bilimsel yayınlar, açıklamalar, videolar ve daha fazlasını içeren websitesi aklımıza gelen ‘nasıl’ sorularının cevaplarını içeriyor. (İngilizce)

Blinkist.com : Blinkist 1000’den fazla kitap özetinin sunulduğu online bir platformdur. 15 dakika da özetlerini okuyacağınız birçok farklı kategoriden kitap bulabilirsiniz. (İngilizce)

Ted.com : TED (Technology, Entertainment, Design) Farklı alanlarda ileri derecede bilgi sahibi kişilerin bilgi alışverişine zemin oluştran TED Konferanslarının videolarına ulaşabileceğiniz websitesidir. (İngilizce) 

LifeHack.org : Lifehack hayatın tüm yönlerini geliştirmek için ipuçlarının bulunduğu bir blogtur. Bir çok gazete, dergi ve online platform tarafından desteklenen LifeHack hayatı daha etkili ve verimli hale getirmeyi hedeflemektedir. (İngilizce)

Advertisements
Posted in Kurumsal Hayata Dair | Tagged , , , , , , | 1 Comment

Bunları biliyor muydunuz? – Stendal Sendromu

Stendhal Sendromu (Sanat Zehirlenmesi / Floransa Sendromu) bireylerin sanat eserleri karşısında garip tepkiler vermesine denirmiş. Ne mi bu garip tepkiler? Bayılma, hızlı kalp atışları, halüsinasyon, sersemlik vb. Doğadaki güzellikler karşısında da kullanılıyormuş.

Stendhal, 1817’de Floransa’yı ziyareti sırasında, Michelangelo, Machiavelli ve Galileo Galilei’nin mezarlarının bulunduğu Santa Croce Bazilikası’nı gezmiş ve Giotto’nun freskleriyle süslü bazilikayı gördükten sonra kalp çarpıntısı ve halsizlik hissi yaşadığını yazmış. Rahatsızlık bu yüzden Stendhal sendromu olarak anılıyor, ancak en sık rastlanan yerlerden birinin Floransa olması nedeniyle Floransa sendromu olarak da biliniyor.
blog 2
Posted in Bunları biliyor muydunuz? | Leave a comment

Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür!

İlk olarak başlığı yazdığım yazılarda hep bir yerlerde tıkanırım. Ama bu sefer sadece insanın/kurumların/toplulukların unutkanlığı üzerine yazmak  ve her cümlenin sonunda unutkanlığımıza varmak istediğim için bir yerlerde konuyu kısırlaştırmak pahasına başlığı sabitledim oraya.

Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür cümlesi; ‘İnsanın belleği unutma özürlüdür’ ya da ‘İnsanlık hafızası unutkanlık hastalığına yakalanmıştır’ anlamına gelmektedir. Siyaset veya tarihle ilgilenen bir tanıdığınız varsa bu cümleyi ondan duyma ihtimaliniz hayli yüksektir. Bir de unutkansanız daha sık duyabilirsiniz:).

Gerçekten de böyle bir hastalığa tutulmuş olabilir miyiz? İstemediğimiz şeyleri dün gibi hatırlarken unutmamamız gerekenleri mi unutmak üzerine hastalığa yakalandık? Yani insanoğlu belirli aralıklarla aynı savaşları verip benzer sonuçlar mı elde ediyor? Yani kurumlar aynı hataları tekrarlayıp farklı sonuçlar mı bekliyor? Tüm bu soruların cevabını çok net bilebilmeyi isterdim ama görünen o ki; gerçek bir hafıza ve veri madenciliği problemimiz var.

Sosyolojik,psikolojik ve tarihsel açıdan daha derin araştırmalar yapmayı hedefliyorum ama kurumsal açıdan baktığımda çok da derine inmeme gerek yok. Kocaman bir kurumsal hafıza problemimiz var. Nasıl mı farkettim? Her ay yapılan toplantılarda çıkan kararları incelediğimizde belirli aralıklarla aynı kararları aldığımızı farkettim. İyi ki farklı karar almamışız diye de gülüp geçtik:)

Bu küçük unutkanlık aslında daha büyüklerinin projeksiyonu. Kaçımız en son yaptığımız kapsamlı bir proje sonrasında ‘lesson learned’ notları hazırlayıp ilgili kişilerle paylaştı? Ya da kaçımız böyle bir dökümana rastladık? Yeninin peşinden koşarken eskiyi nasıl da değerlendirmiyoruz ve unutmak için ne kadar hevesliyiz. Zira,kurumsal hafıza doğrudan maddi sonuçları etkileyen bir değerdir. Yani kurumsal hafızanın mevcudiyeti pozitif varlık durumumuzu ifade ederken, yokluğu da negatif varlık durumunu ifade eder. Kaldı ki, kurumsal hafızayı korumamanın maliyetini hesaplamak için bile bir yerlerde kurumsal hafızanın saklanmış olması gerekir.

Kimler, nasıl kurumsal hafızalarını koruyor, hangi programları kullanıyorlar, nasıl faydalar elde ediyor, hangi aşamalardan geçmişler araştırmasına başlamış bulunmaktayım…Unutmazsam detayları paylaşıyor olacağım:)

blog

Posted in Kurumsal Hayata Dair | Tagged , , , , , , , , | Leave a comment

Calisanlar is bekliyor, siz her isi ustlenmissiniz…

Farkli is basliklari, yaklasan teslim tarihleri ve hic bitmeyecek gibi duran onca is… Once aksam mesaileri basliyor, sonra sabahlari erken gelmeler, bi de ben hep burdayim diye soylenmeler. Yavas yavas gelen sikayet sayilari artiyor, gerek musteriden gerek calisanlardan. Hatta artik telefonlari acmiyor, mailleri okumuyorsunuz.

Gelin siz bu kadar yogunken neden etrafinizda bos bos gezen insanlar oldugunu anlamaya calisalim. ‘Delegation’ kelimesi dilimize ‘delegasyon’ olarak gecmis olup bir isin baska bir kisi tarafindan sorumlulugunu devretmeyerek yapilmasinin saglanmasi anlamina gelir. Yani isi baskasina verip sorumluluklarimizi attigimizi dusunmeyecegiz. En onemlisi de bu eylem gerceklestigi sirada bazi adimlarin dogru uygulandigindan emin olacagiz.

Etkin bir delegasyon adimlarini asagidaki gibi siralayabiliriz;

●Oncelikleri belirlemek
●Neyin devredilmesi gerektigine karar vermek
●Isin devredildigi kisiyi dogru analiz etmek
●Devretmek
●Kontrol etmek
●Sonuclari olcumlemek

Peki yazarken bu kadar kolay da gercek hayatta neden bu kadar zorlaniyoruz? Cunku delegasyonu zorlastiran gerek psikolojik, gerek stratejik bazi egilimler vardir:

◇Yalniz calisma tercihi
◇Kendi kendime daha iyi yaparim inanci
◇Yeterli beceriye sahip olmama ve fark edilmesinden cekinme
◇Mukemmeliyet beklentisi
◇Digerlerine duyulan guvensizlik
◇Yeni yetistirmeme egilimi

Peki etkili bir delegasyon bize ne saglar? Aslinda neleri kaciriyoruz?

☆Beraber calistigimiz kisileri gelistirir
☆Verimliligimizi artirir
☆Baska islerle ugrasacak zamanimiz olur
☆Analiz, gozlem ve degerlendirmeler icin zaman kalir
☆Mobilitemiz artar

Bilmeliyiz ki gucumuzden suphe edersek, suphelerimize guc vermis oluruz… Gelin hem kendimize hem baskalarina sans verelim ve islerimizi devredelim.

(Turkce karakter eksikliginden dolayi uzgunum bu yeni alet izin vermiyor:()

image

Posted in Liderlik | Tagged , , , | Leave a comment

Yüreğinizi Isıtacak Bir Mektup

Vicdan; ruhumuzun en değerli hususiyetidir, en ileri bilgi kaynağımızdır. O, birseye “evet” derse; onu ne akil  ne de duyu organlari yalanlayabilir…

Çok uzun zaman önce yaşlılara ve hayvanlara merhamet etmeyen insan, vicdanına kulak tıkamıştır diye bir söz duymuştum. Aşağıdaki mektubu okuyunca ben bile ne kadar uzun zamandır o sesi dinlemediğimi farkettim. (Çok vicdanlı olduğumu kastetmiyorum ama bu kadar kulak tıkamış olduğumun da farkına varabileceğimi düşünmemiştim.)

Bence herkes  kıyas yapmadan, mantık yürütmeden , hipotezler kurmadan okusun. Eminim vicdanımız bütün bunlara ihtiyaç duymadan bize hakikati söyleyecektir.

“CANIM OĞLUMA / KIZIMA

EGER BİR GÜN BEN ÖLMEZDE YAŞLI BİR HUYSUZ İHTİYAR OLURSAM

Benim yaşlandığımı düşündüğün gün
Sabırlı ol lütfen ve beni anlamaya çalış…

Yemek yerken üstümü kirletirsem ve üzerimi değiştirecek gücüm yoksa.

Lütfen sabırlı ol. Benim sana bir şeyler öğretmek için seninle ilgilendiğim zamanları hatırla…

Seninle konuşurken, sürekli aynı şeyleri 1000 kere tekrarlıyorsam… sözümü kesme beni dinle.

Sen küçükken, uyuyana kadar sana aynı hikayeyi 1000 defa tekrar tekrar okumak zorunda kalıyordum.

Banyo yapmak istemediğimde;

Beni utandırma yada azarlama…

Seni banyoya götürmek için icat ettiğim küçük yöntemlerimi
ve oyunlarımı hatırla…

Yeni teknolojiler karşındaki cahilliğimi görürsen…
Bana zaman tanı ve beni yüzünde alaycı bir gülümsemeyle izleme…

Bazı zamanlarda unutkan olursam yahut konuşmalarımızda ipin ucunu kaçırırsam… lütfen hatırlamam için gerekli zamanı bana tanı. Eğer hatırlayamazsam, sinirlenme çünkü asıl önemli olan benim konuşmam değil, senin yanında olabilmem ve senin beni dinliyor olmandır.

Ben sana bir sürü şeyi nasıl yapacağını gösterdim…

İyi yemek yemeyi, iyi giyinmeyi, yaşamı göğüslemeyi…

Eğer birşey yemek istemezsem, baskı yapma bana. Ne zaman yemem yada yememem gerektiğini ben gayet iyi bilirim.

Ve yaşlı bacaklarım yürümeme izin vermediğinde bana elini ver…

Tıpkı, benim sana ilk adımlarını atarken verdiğim gibi.

Ve bir gün artık daha fazla yaşamak istemediğimi söylediğimde… ve ölmek istediğimi…
kızma… Birgün anlayacaksın, yaşımın; zevk alma değil artık idareten yaşama yaşı olduğunu anlamaya çalış,

Bir gün şunu anlayacaksın:

Hatalarıma karşın hep senin için iyi olanı gerçekleştirmeye çabaladım ve senin yolunu hazırlamaya çalıştım.

Senin yanında olduğumda üzgün, kızgın yada güçsüz hissetme kendini.

Benim yanımda olmalısın, beni anlamalısın ve bana yardım etmelisin.

Yürümeme ve yolumu sevgi ile bitirmeme yardımcı ol….

Benim için yaptıklarını, bir gülümseme ve senin için her zaman taşıdığım çok derin bir sevgi ile geri ödeyebilirim ancak.

Seni çok seviyorum oğlum/kızım….
Ve hep seveceğim…”

(Alıntıdır.)

Posted in Hayata Dair | Leave a comment

Çünkü Biz Kalbiyle “Y”aşayanlar Zümresindeniz

Çok mu oluyoruz, haYır.

Çok mu biliyoruz, haYır.

Çok mu ukalayız, haYır.

Çok mu tembeliz, haYır.

Çok mu materyalist yaklaşıyoruz dünyaya, haYır.

Biz sadece kalbimizle yaşıyoruz. Ona kulak veriyoruz, belki de daha tecrübesizken bunca bilgiye sahip olmamızın sebebi de saf bir niyetle içimizden geleni dinliyor olmamızdır. Hele ki İK çalışanıysanız; yapmanız gereken yegane şey empati kurup siz olsaydınız ne yapılmasını isterdiniz diye düşünebilmekir.

Sayısız konferansta Y jenerasyonuna yani bize dair çok şey dinledim. Hep de merak ettim bizi anlamaları için 40 defa mı dinlemeleri gerekiyor insanların aynı sunumları diye. Hâlbuki çok basitiz; bazen saatlerce yaratıcı bir şeyler yapsak diye sadece düşünecek kadar esneğiz, yeteneklerimizi sergilemeyi seviyoruz ama bunu gösteriş için değil, işlerin kolayca yürüyebileceğini göstermek için yapıyoruz. İtaat kültürünü reddetmiyoruz sadece kıdeme bağlamıyoruz. Otoriteden değil iletişimden haz duyuyoruz. Etkili network kurmanın gücüne inanıyoruz ama pragmatist kafayla yaklaşmıyoruz olaya; sadece her insanın bir gün bir yerlerde hızır gibi yardımımıza koşabileceğine inanıyoruz çünkü biz öyle durumlarda yardım esirgemeden koşanlardanız.

Şimdi etrafıma bakıyorum da; Y jenerasyonunun bütün bu güzel özellikleri aslında onları anlamak için elinden geleni yapan yöneticileri ya da iş arkadaşları tarafından törpüleniyor. Bu belki bilinçli belki bilinçsiz yapılıyor bilmiyorum ama farklı olmanın bedeli ödeniyor. Yıllarca farklı olun, sıradışı olun diyen büyüklerimizin bu bedeli ödetiyor olması da düşündürücü aslında. Ama bunun da geçici bir süreç olduğuna inanıyorum yeter ki olan bize olmasın. Eğer aranızda bu durumda olanlar varsa kalbinizin sesini dinlemeye devam edin. Eğer sorun büyükse ‘sorun’ ile yaşamayın yol verin gitsinJ

Biz kalbiyle yaşayanlar zümresindeniz, biz güzel yerlere gidip, güzel şeyler yiyip içmesek, giymesek de olur çünkü biz gittiğimiz yeri güzelleştirenlerdeniz!

Posted in Y Jenerasyonu | Tagged , , , | Leave a comment

Başarının şansla alakası çok azdir, aslolan istikrardır!

Kabiliyetler fırsatlar ortaya çıkmadıkça pek az işe yarar sözü hiç bir zaman çok da kafama yatmamıştır. Oturup fırsatların çıkmasını beklemek ve çıkıp çıkmayacağını bilmediğin bir fırsata hazırlanmak mizacıma uymadı hiçbir zaman. Söylenen sözün aksini iddia etmiyorum ya da çürütmeye çalışmıyorum, sadece kendimce tamamlıyorum.

Bazı fırsatlar sen çabaladıkça doğal yollarla karşına çıkar. Hatta sırf o fırsat karşına çıksın diye çabalaman gereken zamanlar gelir. Amacından sapmazsın, sadece bir süreliğine  kısa vadeli hedeflerine yoğunlaşıp hızını artıracak sonuçlar elde etmeye çalışırsın. Baktın yanıldın, kaldığın yerden devam edersin ki bu noktada beklediğin fırsat ansızın ayağındadır.

Yani başarının karşımıza fırsatların çıkıp çıkmamasıyla dolayısıyla şansımızla çok az alakası vardır. Aslolan vazgeçmeden  hedefe giden yolda kısa vadeli hedefler koyup asla vazgeçmeden denemeye devam etmektir.

İstikrarı kaybetmemek ve hedeflerimizden vazgeçmemek için yapmamız gerekenlerden bazıları:

-Tutkuyla  bağlı olduğunuz hedefler bulun.

-Geleceği, hayalinize kavuşma anınızı kafanızda canlandırın. (En ince detayına kadar.)

-Başarı hikayelerini hayatınızdan eksik etmeyin.

-Motive edici filmler, yazılar, dergiler araştırın, bulun.

-Hayallerinizi, hedeflerinizi çok fazla sayıda insanla paylaşmayın.

-Tek bir rol model taraftarı değilim; çok sayıda farklı yönlerinden beslendiğiniz rol modelleriniz olsun.

-Güne gülerek başlayın.

-Etrafınızdaki insanlara elinizden geldiğince hoşgörüyle yaklaşın.

-Evinizde,ofisinizde,arabanızda her zaman düzenli olun. Düzen berekettir.

-Arada kendinizi ödüllendirmeyi unutmayın. Sizi ne motive eder sorusunu önce içinizde cevaplayın.

-Kendi motivasyonunuz ile başkalarını motive edin.

-Sürekli hedefler ve terminlerle çalışın, hatta mümkünse hepsini yazın. Gerçekleştikçe listeden çıkarın.

-İyimser olun, hatta kötümser insanlarla muhabbetinizi azaltın.

-Hayır demek çoğu zaman zordur, eğer benim gibi hayır diyemeyenlerdenseniz minimum zararla atlatın bu süreci. Ama başarabiliyorsanız mutlaka hayır demeyi öğrenin.

-Ve unutmayın her zaman mutlu olmak zorunda değiliz; dertler, hayal kırıklıkları herkesi bulur ve bir süre sonra geçer.

-Her zaman yardıma hazırlıklı olun.

-Kazandığınız saygıyı kaybetmemek için elinizden geleni yapın.

-Samimi olun.

-Düzenli spor yapın, beslenmenize, görünüşünüze dikkat edin.

-Konuşma tarzınızı gözden geçirin.

-İyi niyetinden emin olduğunuz insanlardan belirli aralıklarla geri bildirim alın.

-Bencil değil, cömert olun.

-Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın.

-Ve her gün en az yarım saatinizi yeni birşeyler öğrenmeye ayırın.

ve bir dilemma ile yazımı bitiriyorum, hepimize bol şans:)

Görsel

Posted in Başarı | Leave a comment